Dünya denilen cennette, cehennemi yaratmayı başarmış durumdayız.
Milyonlarca yıllık doğa harikalarının, “tüketim çılgınlığına” kurban edilmesini resmen izliyoruz! Suç, şiddet, savaş ve fakirlik modern hayatımızın değişmeyen temaları. Gerek filmlerde gerek oyunlarda, hayatın eğlenceye adanmış her alanında bu temayı seçmeye devam ediyoruz. İnsanlığı şiddetle besliyor, suça teşvik ediyor, savaşa özendiriyor, fakirlikle teslim alıyoruz.

İnsanlar gibi, kavramların da içi boşaltılmış durumda!
Belediye parkını “doğa”, bitki çayı içmeyi de “doğal yaşam” sanıyoruz! Ambalaja “geri dönüşüm” amblemi koymak, çokuluslu şirketleri “çevreci” yaparken, sokak hayvanlarını barınaklara tıkan yerel yönetimlerde “hayvansever” oluveriyorlar! Sahteyiz! Sahtelikle yüzleşmek yerine, suçu hapishanelerle, depresyonu ilaçlarla engellemeye çalışan bir sisteme inanmamız bekleniyor! Tıpkı, çocuğun özgün potansiyelini, karakterini bastırıp yok etmek üzere örgütlenmiş, prototip yaratmaktan başka bir şey amaçlamayan bir müfredata “eğitim” dememiz beklendiği gibi...

Dünyanın sahip olduğu zenginliği, kişi başına düşen “kitap”, kişi başına düşen “temiz hava” ya da kişi başına düşen “yeşil alan” yerine, kişi başına düşen “milli gelirle” ölçen bir sistem bu. Ve bunların hepsi tümüyle, eskinin “tüketim dünyasını” temsil ediyor! İşte tam da bu sebeple, insanlık ailesi çok önemli bir yol ayrımına gelmiş durumda. Dönüşümün yolu ise, toprağa dokunmak! Çare, tükettiğini kendi üreterek hayatı ancak hak edebileceğimizi anlamış bir avuç insanın inisiyatif kullanıp harekete geçmesi! Etrafınıza ve geçmişe dikkatle bakarsanız, kurulmuş tüm sistemlerin, hayata katkısı olan her şeyin, milyonlarcadan oluşan kalabalıklar tarafından değil, inisiyatif kullanmayı öğrenmiş ve hayatın muazzam sistemli bir inisiyasyon olduğunu fark edebilmiş bir kaç kişinin bir araya gelmesiyle var olduğunu, kalabalıklara rağmen, seçimleri, koşullar ne olursa olsun yaşamın yanında olabilen onlarcasının yarattığı farkın insanlığı doğurduğunu göreceksiniz.
Tarihsel bir dönüşümün tam ortasındayız!

Bu tarihsel dönüşüme, iyileşmeye katkıda bulunmak için HADİ!
Top